SSS   Arama   Üye Listesi   Kullanıcı Grupları   Kayıt Ol   Profil   Özel mesajlar   Login 

Kristal Ruhlar

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    M.Ş.Ş. Forum Ana Sayfası -> Bizim kalemimizden dökülenler 2
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
apeiron



Kayıt: 25 Apr 2007
Mesajlar: 4

MesajTarih: Wed Mar 05, 2008 7:12 pm    Mesaj konusu: Kristal Ruhlar Alıntıyla Cevap Ver

Kristal Ruhlar
Kraliçeler Katedralinde...


---Pastel zarlar...Zamanı sallar---
Mehmet Şenol Şişli

Havanın kapalı olduğu bir sabah vakti.Dışarıda sonbahar.Aylarda eylül.Bir rüzgar esiyor;sert ve soğuk.Çok geçmeden sağanak şeklinde bir yağmur başlıyor.Yatmadan önce camı açık unutmuşum.İçeriye ıslaklıkla beraber, rüzgarın da sayesinde soğuk da giriyor.Ürperdiğimden dolayı çarşafa daha sıkı sarılmışım ancak çarşafın serinliği çekmiş içine bedenimi.Gecenin ortalarına kadar uyanık kaldığım halde,geceye denik düşmüş ve uykuya dalmışım.Gecenin sanatı uyutmaktır.Herkes gibi ben de o sanata yenik düşüyorum, istisnalar hariç her gece ancak şu anda gece sona ermiş.Karanlıkla beraber gece düşleri çok uzak mutsuzluklara doğru yola çıkmışlar. Sabah olmuş ve ben sabah düşlerini görüyorum.
Gece gördüğüm düş, uykuyla uyanıklık arasındakia klımda hala devam ediyor.Her taraf karanlık. Sonsuz karanlık içerisinde yapayalnızım.
Uzaklarda görünüyor bir anda.Siyahlar içerisinde ancak sadece beyaz teni ve kızıl saçları sayesinde seçilebiliyor. Kaçmak istiyorum ancak ayaklarım kımıldamıyor.Gitgide yaklaıyor bana.”Korkma Mat,korkma, ben geliyorum yanına.”
Bir andan kalbimi saran buzlar kırılıyor.Korkudan yavaş yavaş korkusuzluğa geçerken soruyorum “sen de kimsin ?” diye.Gözlerimin derinliğine bakıyor, gri gözleri düşlerimi okuyor adeta. Hayatımda bu kadar güzel görmediğimi anlıyorum. “Korkma Mat,ben gece kraliçesiyim,gece kraliçesinin kutsadığı insanlar ölümden asla korkmazlar.Seni kutsadım Mat, artık korkmayacaksın.” O anda, içimde korkudan eser kalmadığını hissediyorum.
Gözlerimi üzerinde gezdiriyorum bir an.Siyah elbisesi içinde bir peri kadar güzel görünüyor.Gerçek bir kraliçe olmalı,sadece kraliçeler bu kadar güzel olabilir.”Benden ne istiyorsun ?” diye soruyorum.
“Senden ben değil biz istiyoruz Mat” diyor düşler kadar güzel sesiyle.”Sen seçildin.Sen kutsanacak ve bizim inancımıza gireceksin.Sen Tanrı'nın yüceliğini biliyor ve ona inanıyorsun.Kraliçelerin kutsak ruhlarından biri olmak için seçildin sen.” diyor bana gece kraliçesi.”Peki beni nasıl alacaksınız ?” diye soruyorum, yavaş yavaş gözden yiterken.”Bugünkü sabah düşlerinin bitmesine karar verdiğimiz zaman seni alacağız” diyor ve gözden kayboluyor.
Karanlıkta tekrar bir başınayım fakat bu defa korkmuyorum.Biliyorum artık,gece kraliçesi kutsadı beni.Gece kraliçesi tarafından kutsananlar, karanlıktan asla korkmazlar.
Rüya böyle bitti.Farkındasızlıktas farkındalığa geçtim bir anda.Odanın içerisine bir soğuk doldu o an.Üşüdüğümü hissetim. Ne kadar gözlerimi açmak istesem de açamadım.Odanın içerisindeki genel soğukluktan daha soğuk birinin varlığını hissettim.Bana doğru yaklaştı ve omzumdan beni sarsmaya başladı.
“-Mat,kalk,uyanışın başladı.Kutsanmanın zamanı.”
Aniden uyandım.Düşler bitti.Gözlerimi açtım.Karşımda bembeyaz bir elbise giymiş,gece kraliçesi gibi kızıl saçlara ama ondan farklı olarak mavi gözlere sahip bir kraliçe vardı.Uyanık olduğuma göre düş görüyor olamazdım.Sen de kimsin diye sordum.
“Ben sabah kraliçesiyim Mat,her sabah seni uyandırır ama gözükmezdim sana,artık seçilenlerden olduğuna göre beni görebilirsin.Uyandığına göre gidiyoruz.” dedi gözlerimin içine bakarak.
“Nereye ?” diye sormama fırsat bırakmadan devam etti. “Kraliçeler katedraline gidiyoruz.Orada kristal ruhlardan biri olacaksın.Vaftiz olup kutsanacak ve oradaki kristal ruhlardan biri ile evleneceksin.”
“Vaftiz ve evlilik mi dedin ? Bu benim değerlerime aykırı.” dedim sabah kraliçesine.”Katedralde anlarsın her şeyi.Hadi çabuk ol,tabiat ana ve sonbahar kraliçesini bekletmeyelim.” diye yanıtladı.
Yola çıktık sonbahar kraliçesi ile.Sağanak yağmur dinmiş, çok hafif bir yağmur başlamıştı. “ Yağmur kraliçesinin sana hediyesi” dedi “ senin fazla ıslanmanı istemiyor Mat. Gözlerinin içindeki maviliğe baktım,herhalde daha güzel bir renk yoktu.
Sokaklar bildiğimden çok farklıydı.Burada yaşamadığımdan emindim.Sabah kraliçesi anlamıştı durumumu. “Sen güneşten nefret edersin,bir saniye bile duramazsın,bunu biliyoruz.Karlar kraliçesinin eseri buralar.Senin düşlediğin gibi ; güneşin hiç olmadığı, her tarafın buzlarla kaplı olduğu bir yer.Sadece sonbaharın yaşandığı,yağmurun buzları etkilemediği, ağaçların daima sararmış yapraklarla dolu olduğu bir yer.”
Yağmur hızlanmaya başlamıştı. “yağmur kraliçesi hızlı olmamızı istiyor,hazırlıklar tamamlanmıştır. Zaten katedrale de yaklaştık.Bak,ileride” diye açıkladı durumu sabah kraliçesi.
İki tarafını kızıl sarı yapraklarını döken ağaçların oluşturduğu,buzla kaplı bir yolda yürüyorduk. İleride katedrali gördüm.Gothik kuleleri,çan kulesi ve tam önündeki ağaçla ve simsiyah duvaları,köşelerin birleştirdiği mimarisi ile tam anlamıyla gothik bir katedraldi.Tanrı'ya duyulan büyük bir inancın izleri seziliyordu her yanında.
Hava karamıştı aniden. “Neden karanlık” diye sordum. “Burada daima gecedir.Geceden daha güzel zaman yoktur.Sana o yüzden gece kraliçesini yolladık.Tüm seçilmişlere,sabah düşlerinde,seçildiklerini haber vermek için gece kraliçesi yollanır.” diye yanıtladı.
Katedralin önüne geldik.Katedralin önündeki ağaç,bugüne kadar gördüğüm en görkemli ağaçtı.Sadece kıpkızıl yaprakları vardı ve dibinde de bir yaprak topluluğu birikmişti.Altında iki tane mezar vardı. “Bunlar kimlerin mezarı ?” diye sordum.”Aziz ile azizenin mezarı onlar.Bu katedrali kuranlar onlar.” diye cevap verdi.
Katedralin büyük kapısından içeri girdik.İçeride gothik katedrallere yakışır ürkütücü bir hava vardı.Katedralin ana salonuna çıkan kapıyı geçtik.Sabah kraliçesi elimden tuttu.”Korkma” dedi “içeridekiler senin kutsanmana tanıklık edecek olanlar.”
Vaftiz suyu ile dolu vaftiz oluğu ile kilise orgu çarptı gözüme ilk olarak.Yüzümü biraz daha yana çevirdiğimde gördüğüm manzara bir daha hiç unutamayacağım bir manzaraydı.Ana kraliçe olduğu belli olan ve diğerlerinden daha dikkat çeken sarı bir elbise giyen bir kraliçe ile siyah,sarı ve beyaz elbiseler giymiş kraliçeler sırası vardı önümde.Sabah kraliçesi elimi bıraktı ve gidip sıradaki yerini aldı.
Ana kraliçe yanaştı yavaş bana.”Ben sonbahar kraliçesiyim Mat,tüm bu diğer kraliçeler bana bağlıdırlar.Ben ise tabiat ana'nın isteklerini yaparım.Hazır mısın Mat? Kristal ruhlardan biri olmayı istiyor musun?”
“Evet” diye cevap verdim.”Vaftize hazırsan başlayalım” dedi.İtiraz ettim.”Benim dinim var.Hristiyan olmam ben.”Kızmıştım,din değiştirmeye niyetim yoktu.
“Yanlış anladın Mat” dedi.”Bunun hristiyanlıkla alakası yok.Kendi dininde kalacaksın yine.Vaftiz suyunda tüm kraliçelerin ruhundan bir parçar var.Kutsanmak için onunla vaftiz olmalısın.Yoksa seçilmişliği ve kutsanmışlığı kaybedersin.”
“Hiç bir şeyi olmayan bir insan,kaybedemez zaten.O halde hazırım” dedim.
“Tamam” dedi sonbahar kraliçesi sarı elbisesi ile mükemmel uyum içerisindeki sarı gözlerini gözlerimin içine dikerek.Arkasını döndü sonra.”Gelebilirsin peder,vaftiz işlemi başlayacak”. Kraliçelerin arkasındaki kapıdan peder geldi siyah din adamı kıyafetleri içerisinde.Tek farkı boynunda hac yerine yaprak şeklinde işaret vardı.
Sonbahar kraliçesi elimden tuttu.Vaftiz oluğunun önüne geldik.Yanımda durdu.Oluğun diğer tarafına peder geçti.”Sen Mat,kraliçelerin kararı ile seçildin,vaftiz olacak ve kraliçelerin ruhu ile kutsanacaksın.Kristal ruhlardan biri olmayı kabul ediyor musun?”.”Evet” dedim.”Peki Mat,yalnızca bir yaratıcının olduğuna,Tek Tanrı'nın her şeyi yarattığına inanıyor,tek Tanrılı dinlerden birini yol göstericin olarak alıyor musun?” diye sordu. “Elbette.Herşeyi yaratan yalnızca Ulu Tanrı'dır.O yaratır ve yok eder.Heşey O'nda başlar ve O'nda biter.O'ndan üstün güç yoktur.” diye yanıtladım.”O halde başını oluğa doğru eğ” dedi peder.
Başımı oluğa doğru eğdim.Vaftiz suyunu serpti başıma ve sağ ile sol omzuma.”Tamam Mat,vaftizin gerçekleşti.Al bunu” diyerek yaprağı boyunundan çıkardı ve boynuma astı.Sonra sonbahar kraliçesine döndü.”Sen sonbahar kraliçesi ; Mat'ın vaftiz annesi olmayı kabul ediyor ve onu kristal ruhlardan birisi olması vaftizine şahitlik ediyor musun?Onu daima korumayı kabul ediyor musun?” diye sordu.”Kabul ediyorum peder.Ne zaman bana ihtiyacı olsa yanında olacağıma,onu her zaman koruyacağıma dair söz veriyorum.”
Peder geriye doğru Birkaç adım attı.Ellerini gökyüzüne doğru uzattı.”Ey Ulu Tanrı,Ey Tek Yaratan, senin yolladığın dinlerden birine inanan Mat'ı,kristal ruhlardan biri olmaya kabul et.” dedi.Sonra ellerini indirdi. “Tören tamamlanmıştır.” dedi.Kraliçelerin arkasındaki kapıdan çıktı ve gitti.
Aniden katedralin çanları çalmaya başladı.Katedralin içi çan sesleri ile doldu.Sonbahar kraliçesi “senin töreninin ilk bölümü kutlanıyor Mat. Şimdi kraliçeler tanış.Sonra rahibe günahlarını itiraf edecek,daha sonra da evliliği yapacaksın” dedi.”Ne evlliği diye soracaktım.Vazgeçtim.Artık herşeye razıydım.
Vaftiz annem,sonbahar kraliçesi elimden tuttu.Kraliçeler sırasındaki ilk kraliçenin önüne getirdi.Artık tanışma başlıyordu.İlk kraliçeyi tanıyordum.Bana seçilmiş olduğumu haber veren gece kraliçesiydi.
“Ben gece kraliçesiyim Mat.Geceleri uykuyu ben getiririm insanlara.Benim sanatım uyutmaktı.Er ya da geç tüm insanlar inanır bu sanata.Uyuttuktan sonra sizleri,düşler kraliçesine teslim ederim.Ayrıca bildiğin gibi seçilenlere,seçildiklerini ben bildiririm,düşler kraliçesinden izin alıp rüyalarına girerek.”
Gece kraliçesi,siyah kıyafetleri içinde,gerçekten bir kraliçeye yakışır biçimde güzeld.Yanındaki kraliçeye geldi sıra.Onun gri bir elbisesi vardı ve onunla uyumlu gri gözleri.Kızıl saçlarından gözlerini ayıramadım bir an.
“Mat,ben yalnızlık kraliçesiyim.Tüm insanların yalnızlığı,yalnız kaldığıkları andan itibaren bana bağlıdır.Sen yalnızlığı seviyorsun Mat,tüm insanlar “yalnız kalma”yı seveler ama “yalnız olmak”tan korkarlar.Sen ondan da korkmuyorsun.Bu,seçilmişliğin en büyük işaretlerinden biridir.Kraliçelerin sana armağanı olarak Mat,yalnızlığın canlı halini vereceğim sana.Bir hayalet şeklinde.Birazdan anlayacaksın Mat. Unutma,yalnızlık kraliçesi sadece “yalnız olma”yı seçenlere görünür.”
Yalnızlık kraliçesinden bir soğukluk yansıyordu,aynı yalnızlığın soğukluğu gibi.Ben bu soğukluğu seviyordum.Üşüyordum yalnızken.Üşüümek ve yalnız olmak,tarif edilemez bir mutluluk veriyordu bana.İnsanlar yalnızken mutsuzdurlar,oysa ben mutsuzluk sayesinde mutlu oluyorum.Hemen yalnızlık kraliçesinin yanındaki kraliçeye geldi sıra.Bembeyaz elbisesi,siyah saçları ve kristal mavisi gözleriyle diğerleri kadar güzeldi.
“Ben karlar kraliçesiyim.Düşlerinde yarattığın ülke benim eserim.Düşler kraliçesinin senin düşlerini bana anlatması sayesinde yarattım onu.O çok sevdiğin buzları ve karları ben yağdırırım.Kristal ruhlara kristalliğini veren benim.Kuzeyin soğuk buz ülkelerinde yaşarım daima.Eğer inancını yitirirsen hayata karşı,kuzeyin soğukluğuna bir bak Mat.O zaman benim soğukluğumu anımsayabilirsin.”
Karlar kraliçesi,masalda olduğu kadar ihtişamlıydı.Yanındaki kraliçenin ise sarı saçları,sarı elbisesi ve solgun solgun bakan gözleri vardı.
“Ben hüzün kraliçesiyim.Eylül ve yağmur kraliçesiyle beraber,en çok sonbaharda gelirim.İnsanlara hüznü ben veririm Mat,onların mutsuzluğunu ben yaratırım.Bugüne kadar sen benim çok etkimde kaldın.Çok mutsuz ve hüzünlü zamanlar yaşadın.Bundan sonra o duyguları,perde arkasını bilerek hissedeceksin Mat. Hüznün gerçek yüzünü görecek,onunla yüzleşecek ve iyi bir seçilmişsen,onu yeneceksin.Hüzünle sadece seçilenler savaşabilirler”.
Sırada başka bir kraliçe vardı.Görünüş olarak hüzün kraliçesine çok benziyordu.
“Mat ben Eylül kraliçesiyim.Tabiat ana'nın emri ile doğa benim zamanımda ölmeye başlar.Yaprakları ben sarartır,yağmur kraliçesine yağmur yağdırmasını ben söylerim.Senin en sevdiğin ve en mutsuz olduğun zamanın, karşılıksız aşklarının zamanının,eylül'ün kraliçesiyim ben.”
En sevdiğim zamanın kraliçesine karşı,büyük bir saygı oluştu içimde.En mutsuz,hüzünlü ve yalnız olduğum zamanın kraliçesiydi eylül kraliçesiydi eylül kraliçesi.Yanındaki kraliçeye baktım.O,beyaz bir elbise giymişti.Yeşil gözleri ve kızıl saçları vardı.Konuşmaya başladı.
“Ben Mayıs kraliçesi Mat.Tabiat ana'nın isteği üzerine doğayı ben uyandıran benim.Sen beni fazla sevmezsin.Ben baharın ve uyanışın sembolüyüm,dirilişin simgesiyim.Ben geldiğim hüzün kraliçesi çok uzaklara gider.İnsanlara ve doğaya canlılık getirir,durgunluğu yok ederim.”
“Hayır,seni seviyorum” dedim Mayıs kraliçesine.”Sen benim kişisel uyanışımın,kutsanmanın başlangıcının simgesisin artık.” Bu sözlerimin üzerine mutlu olduğu belli oluyordu.Yanındaki kraliçenin önüne geçip durdum.Bu kraliçe,diğerlerinden farklı olarak mavi bir elbise giymişti.Siyah gözleri adeta beni düşlere götürüyordu.Siyah saçları hayatımda gördüğüm en güzelleriydi.
“Ben düşler kraliçesiyim.Tüm insanlara gördüğü düşleri ben gösteririm.Gece kraliçesi insanları uyutur ve bana teslim eder.Bu sabah gördüğün düş de dahil tüm hepsi benim eserim Mat.Seni ilk ben farkettim kraliçeler içerisinde.O kadar büyük,o kadar sıradışı ve ihtiraslı düşlerin vardı ki senin.Seçilmişlerden biri olacağın çok önceden belliydi.”
Düşler kraliçesi,gerçekten de bir düş kadar güzeldi.Onun yanındaki kraliçeden ise korkuve soğukluk yayılıyordu etrafa.Bu kraliçesnin yanında olanlar üşüyor ve korkuyordu.Ben bunları hissederken söze başladı.
“Ben kraliçeler içindeki en korkuncuyum.İnsanlar en çok benden korkarlar. Ben ölüm kraliçesiyim. İnsanların ruhunu çeker alırım ve Tanrı'nın onları yargılayacağı yere götürürüm.Benden kimse kaçamaz Mat. Ben geldim mi her şey biter.Bana Hiçbir şey karşı koyamaz.Bir gün gelecek senin de ruhunu alacağım, ölüm gelecek ve gözlerinin içine bakacak.O anda üzülme Mat.Seçilmişlerin yaşamı gibi ölümü de görkemli olur.”
Siyah saçları, gözleri ve elbisesiyle ölümün soğukluğunu,korkunçluğunu ve ürkütücülüğünü sonuna dek yansıtıyordu.O kadar güzeldi ki ,istese şu anda ruhumu teslim ederdim ellerine.Onun yanındaki kraliçe ise hüzünlü bir hava taşıyordu.
“Mat,ben yağmur kraliçesiyim. O çok sevdiğin sonbahar yağmurları da dahil, tüm yağmurları ben yağmurları ben yağdırırım. Yürürken bastığın ıslak yapraklar,benim yağmurlarımla ıslanırlar.Yağmurun içine hüznü ben saklarım.Unutma Mat, yağmurlar benim gözyaşlarımdır.”
Sokaklarda dolaşırken hafif hafif yağan yağmuru ya da birden boşalan sağanakları düşündüm.Onların hepsi yağmur kraliçesinin gözyaşlarıydı.Üzüldüm bu duruma.Onun yanında sabah kraliçesi vardı.Onu tanıyordum.
“Beni tanıyorsun Mat,ben sabah kraliçesiyim.Ben geldiğimde düşler kraliçesi gider ve insanları sabah kraliçesinden uyandırırım.Sabah yorgunluğunu ben yaratır, uykuyla uyanıklık arası durumlarda düşler kraliçesi ile beraber dolaşırım.Seni bugüne dek defalarca uyandırdım sen farketmeden.Ayrıca seçilmişleri kraliçeler katedraline ben getiririm,seni getirdiğim gibi.”
Sabah kraliçesi benim ilk kraliçemdi gerçek hayattaki.O nedenle,onun yeri ayrıydı benim için.İçlerinde birine aşık olsaydım eğer, sabah kraliçesine aşık olurdum kesinlikle.Geriye tek bir kraliçe kalmıştı. Ölüm kraliçesine zıt olarak bu kraliçesinin her yeri beyazdı.Bir ışık halesi yansıyordu adeta etrafına.
“Ben ışık kraliçesiyim Mat.Tüm her yere ışığı ben getiririm.Nefret ettiğin güneş ışığı da, o çok sevdiğin ay ışığı da benim sayemde ulaşır sizlere.Ben olmasam her yer karanlık olur.Geceleri sizden kaçar,sadece izlerimi bırakırım.Ben umudun simgesiyim,beni görenler umutla dolarlar.”
Sonra ana kraliçe geldi yanıma.”Ben kaldım Mat” dedi.”Ben sonbahar kraliçesiyim.Tüm bu kraliçelerin efendisiyim.Sonbahar benim eserim.Yapraklar benim isteğimle dökülür, hüzün kraliçesi benim isteğimle ele geçirir sizleri, yağmur kraliçesi benim isteğime yağdırır yağmuru.Sonbahardaki yenilmişlik duygusunu ben yaşatırım insanlara.”
Sonbahar kraliçesi bunları dedi ve elimden tuttu.”Hadi gel,rahibin yanına gidiyoruz.Günah çıkartacaksın.” demesiyle beraber itiraz ettim.Benim dinimde günah çıkartma yoktur.Günahları sadece Tanrı affeder.”Üzülmüştü.”Yine yanlış anladın Mat,elbette rahip günahlarını affetmeyecek,sen günahlarını ona itiraf edeceksin.Tüm günahlarını söylediğin zaman içindeki arınma başlayacak ve kutsaliyet içine işleyecek.Onları affedip affetmemek Tanrı'nın takdiri.Unutma,Tanrı sonsuz kudret sahibidir.”
Açıklama beni rahatlatmıştı.Kraliçelerin arkasından dolandık.Rahibin yanına gittik.Onun da boynunda yaprak vardı, aynı pederin benim boynuma astığı yaprak gibi.Elinde bir kitap vardı.Rainer Maria Rilke'nin “İyi Ruhlara Adak” adlı kitabı.Okumayı bıraktı ve yanına koydu.”Sonunda gelebildin Mat,hazır mısın?” dedi.”Evet” diye yanıtladım.”Siz gidebilirsiniz sonbahar kraliçesi,beni Mat'la başbaşa bırakın.”dedi. “Başla Mat,seni dinliyorum”.
Anlatmaya başladım.Kendimi bulduğumdan bu yana işlediğim tüm günahları saydım.Düşler kraliçesi sayesinde hepsini gerçek bir düş gibi görebiliyordum gözümü kapadığımda.Söylediğim tüm yalanlar, aldattığım tüm insanlar, kalbimi kırdığım tüm masumlar birer birer göründü düş perdesinde.İtiraf bittiğinde ise bir düş yorgunuydum. Rahip beni sessizce dinledi,”bitti” dediğimde duasona başladı.Ben de içimden tekrar ediyordum. “Ulu Tanrı,her şeye gücü yeten tek yaratan,Mat, günahlarını itiraf etti.Onun pişmanlığını kabul et. Onun günahlarını affet.Şüphesiz ki onu en iyi tanıyan sensin.Onun içindeki iyiliği geri çevirme.Herşeyi yoktan var den Ulu Tanrı,onun kalbinden gelen duyguları kabul et ve onu bağışla.”
Kapamış olduğu gözlerini açtı.”Tamam Mat,günahlarını itiraf ettin.Bağışlayı bağışlamamak Tanrı'nın takdiri.Her şeyi bilen O'dur.” Kitabını eline aldı ve okumaya devam etti.Sonbahar kraliçesi geldi.”Ana salona geri döneli Mat,artık evliliğin başlayacak” dedi.
Salona geri döndük.Yalnızlık kraliçesi geldi karşıma.”Mat, son aşamaya geldin.Seni bugüne kadar hep izledim.Ne zaman yalnız olsan,yalnızlığınla konuştun,onunla paylaştın her şeyi.Yalnızlık senin için bir arkadaş gibiydi.Ona isyan etmedin ve ondan kaçmadın.Şimdi buraya kristal ruhlar gelecek Mat,senin yalnızlığına şekil verdim.Gelecek ruhlardan birini seçeceksin,seçeceğin kraliçe senin yalnızlığın olacak. Artık boşluğa değil ona konuşacaksın.Artık yalnız kalmayacak,sadece yalnız olacaksın.
“Gelin kraliçelerim,gelin kristal ruhlar” dedi. Üst kat salondan dört adet kristal ruh indi ana salona. Daha ilk bakışta hangi ruhun yalnızlıktaki kraliçem olması gerektğine karar vermiştim.Beyaz teni,yeşil gözleri ve en önemlisi kızıl saçlarıyla kendiliğine yalnızlığım olmuştu bile.”Hangisini seçiyorsun Mat” diye sorar sormaz yalnızlık kraliçesi, gördüm hemen onu.”Tamam” dedi “ ama ona bir isim vermen gerekli.”.”Onu sonbaharda tanıdım adı “Güz” olsun.” dedim.”Tamam,Güz,sen seçildin,artık Mat'ın yalnızlığı sensin.”
Sonra sonbahar kraliçesi geldi ortaya.”Tabiat Ana,gel ve Mat İle Güz'ü evlendir.”. Katedralin ana camlarından biri açıldı.Bembeyaz elbisesi ile tabiat ana girdi içeriye.İleride,ana salonun tam ortasında durdu. “Şahitler de gelsin.Onlar olmadan başlayamayız.” dedi. Bunu der demez dışarıdaki iki mezarlıktan iki ruhun çıktığını gördüm.Katedralin kurucusu aziz ve azize uyandılar uykularından.Ana kapıdan girdiler. “Hazırız” dedi aziz,yanındali azizenin elini tutarken. “Tören başlasın o zaman” dedi tabiat ana.
Yalnızlık kraliçesi koluna aldı Güz'ü ve diğer kraliçelerin iki yanlı yaptığı sıranın ortasından geçirerek yanıma getirdi.Koluma girdi Güz.Artık yalnızlık kraliçesi resmen onaylıyordu yalnızlığımı.Seçmediğim diğer üç kristal ruh,ellerine sonbahar yapraklarından yapılmış bir buketle geldiler Birkaç adım gerimizden.Geldik ve tabiat ananın karşısında durduk.”Şahitler de hazırsa merasim başlıyor” dedi.Onayladı aziz ve azize.
Ben törenin başlamsını beklerken tabiat ana beklediğimden farklı bir şey yaptı.Işık kraliçesine “görevini yap Işık kraliçesi” dedi.ışık kraliçesi,tam arkamızdaki pencereyi açtı ve Ay'a doğru konuşmaya başladı. “Ey ayın koruyucusu “Selene”,ışıklarını gönder Mat ile Güz'ün üzerine,ışığınla kutsa onları.”
Ay,birden daha da parladı.Tam penceredeki boşluktan geçti ışık, Güz ile benim üzerime yansıdı.Kızıl saçları ile Güz,çok güzel görünüyordu.Tabiat ana, bu sefer başka bir emir verdi.”Prometheus,sana emrediyorum,gönder ateşini,yak herşeyi.”
Birden katedral içindeki tüm mumlar yandı.Gothik atmosferi daha da görkemleştiren bir manzara oluştu.Ayışığı aydınlatırken ikimizi,katedralin içindeki kilise orgu da Beethoven'ın “ay ışığı sonatı”nı çalmaya başladı.Piyanonun başında kimse olmamasına rağmen tuşlar işliyor, orgdan tüm katedrale ay ışığı sonatı yayılıyordu.O kadar beklenmedik olayın içinde, inanılmaz değildi bu.
Tabiat ana sorusunu sormaya başladı.”Sen Güz,Mat'ın her yalnız oluşunda yanında olmayı,onun düşleri bitene kadar,her yalnızlığında ona görünmeyi kabul ediyor musun?”.”Evet” dedi Güz sakince.Sıra bana gelmişti.” Sen Mat, her yalnız olduğunda düşlerini Güz'e açmayı düşlerin bitene kadar yalnızlığında onunla olmayı kabul ediyor musun?.”Evet” dedim ben de sakince.
Tabiat ana ikimize baktı.Ellerini iki yana açtı.”Evliliklerin koruyucusu Hera,Mat ile Güz'ü kabul et.Güz'ün Mat'ın yalnızlığı olmasını,Mat'ın yalnızlık düşlerini Güz'e açmasını onayla.” dedi.Bİr kaç saniye sonra “onaylanmıştır” dedi.”Düşler kraliçesi sizinle olsun.”
Tabiat ana geldiği gibi gitti.Aziz ile azize yalnızlıklarına geri döndüler.Sonbahar kraliçesi geldi önümüze. Yapraklardan bir tac taktı Güz'e.Tam bu sırada bir şarkı başladı,arka planda çalan “ay ışığı sonatı” ile uyumlu olarak.”Kilise korosu bu” dedi sonbahar kraliçesi , “artık tam bir seçilmiş oldun Mat,artık bir kristal ruhsun.Senin kutsamanı kutluyorlar.”
Şarkıyı dinledim.Kilise korosu hep beraber “küller toprağa karıştı,inanmışların rüzgarında,saflık bir anlam buldu,iyilerin ruhunda” şeklinde bir şarkı söylüyordu.Sonbahar kraliçesi,vaftiz annem geldi yanımıza. “Yontucu geliyor şimdi.İkinizin taştan heykelinizi yontacak” dedi ve bizi katedralin duvarlarından geniş bir resmin önüne götürdü.Duvarda bir tablo vardı ; Salvador Dali'nin “belleğin azmi” tablosu.Geç yontucu girdi ana kapıdan.Tablonun önünde bekledik.Bize baktı bir müddet.”Tamam, sizi aklıma kazıdım” dedi ve gitti.
Sonabahar kraliçesi “ heykeliniz yapılacak ve katedralin üst katındaki, yaşayan diğer seçilmişlerin yontularının bulunduğu odaya konulacak.Orada yaşayan tüm kutsanmışların yontusu vardır.” dedi.
Kilise korosu şarkıyı bitirmiş,kilise orgu da susmuştu.Anlaşılan ayrılık anı gelmişti.Sonbahar kraliçesi tuttu ellerimden.”Kutsanman bitti Mat,artık bir kristal ruhun var.Güz,Mat'a yol göster.Onu evine kadar götür.”
Koluam girdi Güz.”Çıkalım” dedi.Önce ana salondan,sonra da ana kapıdan çıktık.Aziz ile azizenin mezarı geldiğimdeki gibi aynıydı.Ağaç, daha da yaprak dökmüştü.Sordu bana Güz.”Tanrı'ya inancın bu katedrale bakınca artıyor mu?” diye.”Yıldızlı bir cennetin varlığını ve Tanrı'nın adaletli olduğunu bildiğim sürece inanmaya devam edeceğim.” diye yanıtladım.
Bir an geriye baktım...
Biliyordum...
Katedralde
Karanlık,gece kraliçesinin yanında
Yaprakların arasından seçiliyor
Tüm kraliçeler
Birer dahi....
“belleğin azmi” ile.
Salvador Dali...

--Anılara sonsuza dek sadığım ama insanlara asla öyle olmayacağım--
Rainer Maria Rilke.
_________________
ben yalnızım...
hayatımın iki yoldaşı
katedral ve pastel...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
aysnour



Kayıt: 28 Oct 2005
Mesajlar: 75

MesajTarih: Wed Mar 19, 2008 6:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yalnız değilsin artık,
Korkuların ve kötü düşüncelerin de yok.
Çünkü sen kutsandın kraliçeler diyarında,
Çünkü sen emanet ettin yalnızlığını onlara...

Yazını çok beğendim ve içimden bu dörtlüğü yazmak geldi. Yalnızlık kavramını çok güzel ele almışsın. MŞŞ'nin "Yalnız kalmaktan değil, yalnız olmaktan korkmak" olgusunu da güzel bir biçimde işlemişsin. Okurken olayı hissettim ve gözümde canlandırdım. Yeni yazılarını da merakla bekliyorum Wink
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    M.Ş.Ş. Forum Ana Sayfası -> Bizim kalemimizden dökülenler 2 Tüm saatler GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group